7 Mayıs 2013 Salı

kitapların ortasına koyduğumuz birer ayıraç gibiyiz öyle molalı; öyle küskün...
oysa başımı çevirdiğim taraftan hayat güzel görünüyor, üçgenleri saymazsak en azından bir kaç karede...
demek istediğim şu, kendimle ilgili binlerce ama binlerce felaket senaryoları yazıyorum kafamdan... binlercesini öyle yaşıyorum ki evet bir süre sonra gerçeğe dönüşüyorlar.
istemediğim şeyleri yapmak zorunda olabilirim,
ilgimi çekmeyen bir yerlerde didinmek zorunda da olabilirim...
kendi odamın perdesini bile aralamayı düşünmezken nasıl mutlu olabilirim ki?
beni kıran insanlar yüzünden hayatımı mahvederken tüm bunlara ilaveten çark bensiz daha iyi dönerken hala neyi diretiyorum ki kendi hayatımda gülümsememek için?
dudaklarımdan izin mi almam gerekiyor bunu yapmam için?
bir kaç kez üstüne yama yaptım ama tutmadı. tutmayacak;
zamanı tutuyorum nefesimi tutar gibi.
geçmez sandığım ama geçeceğine inandığım dönme dolaplı bir yıl.
vicdan eleğinden de geçiyor.
ah ki ne ah!
bir yıkansa yüzler...
kirin içimizden aktığının farkında olacağız da işte...
boş yere ah almaya gelmiş gibi yaşıyoruz idareten.
evet sayın yolcular. ben bu yazıyı gelecekten bir geçmiş üzerinden yazıyorum. biliyorum şu an uygunsuz acılar içindeyim ve geçecek. aynı öncekiler gibi. 5 sene önce neredeydim 5 sene sonra neredeyim ve hep yazdıklarımı yaşıyorum. ya da öyle sanıyorum. ne kadar zaman olmuş yazı yazmayalı, günlüğe ihtiyaç duymamı engelleyen bir insan oldu hayatımda. şimdi yeniden sarılmam gerek günlüklere, kağıtlara...
öyle beylik laflardan kaçınarak naftalinli cümleler arasına sığınmam gerek demleme çayım eşliğinde. kimsenin beni dinlemediğini bildiğim anlarda kendimi kendimle tatmin etmem gerek. yazarak...
küçük bir yolculuğa çıkıyorum beni merak etmeyen ve bu yazıları görmeyenlerle. biliyorum kimse izimi sürmüyor. yine de açıyorum kendimi. kaç kişinin sayfalarımı çevireceğinden habersizim. sayfalarımı çevirip okumasını istediğim üç beş insan var.
büyük büyük boşluklar içinde anlatacağım kalan günlerimi.
bunları bir kaç gölgem var onlara bırakacağım. içlerinden biri muhayyil bir kitap basar belki.
şu an varlığını ruhumda iliklerimde hissettiğim insan hayatta olmasa da; onun için kaleme alıyorum her şeyi...

3 Nisan 2013 Çarşamba

Ne yalvardım sana ne de kal deyip dizine kapandım. Açtım bütün kapılarımı ardına kadar. içimin yaşını gözümden silerken git dedim. Aklına yollar düşenin yanında duruyor olması fedakarlık değil, korkaklıktır! b.k
külün üstüne ateş yakılmaz, öğrenmedi, öğrenecek!
hayatınız bok 
gibidir ama sorsalar 'iyi' der geçersiniz...