kitapların ortasına koyduğumuz birer ayıraç gibiyiz öyle molalı; öyle küskün...
oysa başımı çevirdiğim taraftan hayat güzel görünüyor, üçgenleri saymazsak en azından bir kaç karede...
demek istediğim şu, kendimle ilgili binlerce ama binlerce felaket senaryoları yazıyorum kafamdan... binlercesini öyle yaşıyorum ki evet bir süre sonra gerçeğe dönüşüyorlar.
istemediğim şeyleri yapmak zorunda olabilirim,
ilgimi çekmeyen bir yerlerde didinmek zorunda da olabilirim...
kendi odamın perdesini bile aralamayı düşünmezken nasıl mutlu olabilirim ki?
beni kıran insanlar yüzünden hayatımı mahvederken tüm bunlara ilaveten çark bensiz daha iyi dönerken hala neyi diretiyorum ki kendi hayatımda gülümsememek için?
dudaklarımdan izin mi almam gerekiyor bunu yapmam için?
bir kaç kez üstüne yama yaptım ama tutmadı. tutmayacak;
zamanı tutuyorum nefesimi tutar gibi.
geçmez sandığım ama geçeceğine inandığım dönme dolaplı bir yıl.
vicdan eleğinden de geçiyor.
ah ki ne ah!
bir yıkansa yüzler...
kirin içimizden aktığının farkında olacağız da işte...
boş yere ah almaya gelmiş gibi yaşıyoruz idareten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder